Zweig, savaş karşıtı görüşleriyle tanınıyor. Mecburiyet adlı öyküsünde bu düşüncelerini kağıda dökmüş. Vatanına bir borç olarak hissettiği askerliğe gitme mecburiyeti ile insancıllığı, aşkı ve ölüm korkusu arasında kalan bir adamı anlatıyor. Her kitabında olduğu gibi ana karakteri ile empati kurmaya yöneltiyor okurunu. Ama diğer kitaplarından farklı olarak kitabın sonunda karakterini ölümcül bir son beklemiyor.
