Bu kitabı neden okuma listeme eklediğimi hatırlamıyorum. Belki de geri bildirimle ilgili eğitimdeki hoca önerdiği için olabilir. Okuma listem çok şişince kitaplara okuma sırasının gelmesi de iki yılı bulmaya başladı. Kütüphane rafını dolduracağım diye aldığım ve okumak istediğim kitaplar biraz tozlandıktan sonra elime geçmeye başladı. Her neyse uzun lafın kısası, bu kadar afilli bir kitabı bir yerden tavsiye olmadan kendi kendime almazdım sanırım. Görece kalın bir kitap ama okuması oldukça kolay. Neden? Bu sorunun cevabı da kitabın içinde gizli. Kitap şu bölümlere ayrılmış: Değer Yaratımı, Pazarlama, Satış, Değer Sağlama, Finans, İnsan Beyni, Kendini Kullanmak, Başkalarıyla Çalışmak, Sistemleri Anlamak, Sistemleri Analiz Etmek, Sistemleri Geliştirmek. Tuhaftır ki en ilgimi çeken bölüm İnsan Beyni ile ilgili kısım oldu. Kitabın yazarının okumayı ve araştırmayı çok seven zeki bir adam olduğu hemen anlaşılıyor. İnsan Beyni bölümünde bu kitabı nasıl kolay okunabilir hale getirdiğinin sırrını da paylaşıyor: küçük bölümlere ayırarak. Yukarıda sıraladığım bölümler kendi içinde birer ikişer sayfalık küçük başlıklara ayrılmış durumda. Böylece ara vermek ve okumaya devam etmek çok rahat oluyor. Bu bölümde, insan beyninin konsantre olma süresinin 10 dakika olduğu bilgisini de vermiş ve kitabı bu sebeple onar dakikada okunabilecek alt başlıklara ayırmış. Kitabı okurken biraz da acaba ilerde kendi kendime yogayı iş haline getirebilir miyim kafasıyla da okudum ama bu işin gerçekten düşündüğüm kadar zor olduğunu okudukça fark ettim. Kitabın farklı bölümlerini okurken satıcıların bizim üzerimizde biz fark etmeden kullandıkları bazı satış teknikleri hakkında da aydınlandım. Bir daha bu tekniklere kanar mıyım bilmiyorum ama bazen başka çaremizin olmadığı durumlar da oluyor. Sonuç olarak, kalın olsa da okuması kolay, sadece MBA düşünerek değil, satış dünyasını ve arkasındaki insan psikolojisini anlamak için güzel bir kitap.
Kitap Föylerim
6 Eylül 2026 Pazar
28 Aralık 2025 Pazar
On İkinci Gece
"Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü elde eder ve bazılarına da büyüklük bahşedilir."
"Doğa çoğu zaman fesatlıkları güzel duvarların ardına gizler."
Yukarıdaki dizeler Shakespeare'in bir komedya olarak sınıflandırılan On İkinci Gece kitabından. Shakespeare'in oyunlarında tekrarlanan motiflerden biri olan soytarıya bu kitapta da yer verilmiş. Bu oyun, yazarın ölümünden önce yayımlanmamış. Folio adıyla bilinen Mr. William Shakespeares Comedies, Histories and Tragedies hiç yayımlanmamış olsaydı belki de tamamen ortadan kaybolabilirdi. Kitap, bir komedya olmasına rağmen içinde küçük de olsa bir karanlık barındırır. Olivia'nın kahyası Malvolio'nun kendini beğenmiş ve bağnaz tavrı sonunda onun aşağılanmasına yol açar. Shakespeare'in diğer komedyalarında yer alan kılık değiştirme, karakterin kimliğini değiştirmesine imkan tanır. Bir gemi kazasından kurtulan Viola, genç erkekler gibi giyinir ve kitabın sonlarına doğru erkek kardeşi Antonio ile karıştırılır.
Bir Shakespeare hayranı iseniz, okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.
29 Kasım 2025 Cumartesi
Hayatın Mucizeleri
İş bankası yayınlarından yayınlanan kitabın kapağı yandaki gibi. Ama internette kısa bir araştırma yaptığımda Puslu Yayıncılığın kapağını daha çok beğendim. Kitabın özünü daha iyi anlatıyor bence. Çünkü kitabın konusu herhangi bir Meryem resmine model olan genç bir kız değil, kitabın konusu, kucağında İsa bebek olan bir Meryem resmine model olan bir genç kız, onun bebeğe olan bakış açısı, bebeğin onun geçmişi ve geleceği ile ilgili hissettirdikleri, resmi yapan ressam ve resme model olan genç kızın ilişkisi. Bu son söylediğimde romantik bir algı oluşmasın, yazar metnin içinde defalarca tekrar ediyor bunun yalnızca bir baba ve kız ilişkisi gibi olduğunu. Zweig'ın 23 yaşında yazdığı bu kitap, diğer kitapları gibi bir solukta okunup bitirilecek ve içinizde düşündürücü, garip bir his bıraktıracak.
7 Eylül 2025 Pazar
Unutma Beni Apartmanı
Bu kitabı sanırım Oksijen gazetesinin O2 ekinde tavsiye edildiğini görüp okuma listeme eklemiştim. Romanın beni çok fazla içine çektiğini söyleyemeyeceğim, belki de kendimi karakterle özdeşleştiremediğimdendir. Yazarın başarılı kalemi size karakterin gerçek olduğu hissini veriyor ama bana çok ters bir karakter olduğu için onu sevemedim. Kitap yoğunluklu olarak 90'larda geçiyor ve ana karakter, günümüzden o yıllara dönüş yaşarken Türkiye'de yaşanan önemli olaylara da değiniyor. Sizin de gözünüzden o yıllarda yaşanan olaylar film şeridi gibi geçiyor. Sağlıksız bir anne-kız ilişkisi ile başlayan kitap, karakterin kendi kızıyla da sağlıksız bir ilişki yaşamasıyla sonuçlanıyor. Belki de yazar, ne kadar eksiksiz bir şekilde büyütülmeye çalışılsa da, annesiz bir çocuğun hayatında onun yerinin önemi vurgulanmaya çalışıyor. Bu yazarın daha önce başka bir kitabını okumamıştım. Bundan sonra da okur muyum bilemedim. Buraya kadar yazdıklarım ilginizi çektiyse, siz belki de bu kitaba bir şans verip benim aldığımdan daha çok keyif alabilirsiniz. İyi okumalar...
9 Ağustos 2025 Cumartesi
Sufle
Aslı Perker'i Oksijen gazetesinin O2 ekinde kitap önerileri verirken tanıdım. Önerdikleri kitaplar benim zevklerime uyuyordu. Sonradan kendisinin de bir yazar olduğunu öğrenince, kitaplarını merak etmeye başladım. Sufle kitabını aslında bir süre önce almıştım ama okuma sırası anca geldi. Ben mi beklentilerimi çok yüksek tutmuştum bilmiyorum ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu. Üç farklı karakterin başından geçen hikayeler anlatılıyor. Üçü de farklı ülkelerde. İki kadın bir erkek. Kitabın sonuna kadar hikayelerin birleşmesini bekledim ama birleşmedi. Kitaba ismini veren üç karakterin de aldığı Sufle tarifleri kitabı da o kadar başrolde değildi. Kitabın başında karakterler bence biraz yapay tanıtılmıştı, öyle ki karakterlerin gerçek değil, bir kitabın parçası, yazarın uydurması olduğu hissediliyordu. En çok beğendiğim hikaye Lilia'nınkiydi. Başından sonuna merakla okuduğum tek hikaye. Marc'ın anlatıldığı bölüm çok yapay duruyordu, karakteri içselleştiremedim. Türk karakter Ferda ise çok sıradandı, sürekli günlük hayatımızda gördüğümüz kadınlardan biri, ilgi çekici bir yanı yoktu ve bu üç karakterin tek ortak noktası, sıkıntılı hayatlarını mutfakta tarifler deneyerek, yemekler yaparak unutmaya çalışmalarıydı. Kitap iki ana karakterin eşlerinin hastalanması ile başlıyor. Eşinin ölmesini dileyen kişinin eşi ölmezken, eşine deli gibi aşık, onsuz yaşayamayan kişinin eşi vefat ediyor. Hikaye de buradan başlıyor, hastalıklarla. Belki de bu kadar bunalım ve hastalık içinde olduğu için, belki de yemek yapmayı sevsem de mutfağa girmeye o kadar da meraklı olmadığım için kitap beni çekmedi. Hayatınız mutfakta geçiyorsa ve hastalık onun bir parçasıyla belki siz benim beğenmediğim bu kitabı beğenebilirsiniz.
20 Temmuz 2025 Pazar
Antonius ve Kleopatra
Shakespeare'in Kleopatra'sı, Mina Urgan'ın önsözüyle açılıyor ve okuyucuya biraz sonra okuyacağı eser hakkında güzel bir giriş sunuyor. Bu tarihi anlatan bir eser değil, zira Shakespeare öyle bir yazar değil. Bu sadece, tarihi olaylardan esinlenilmiş, içinde savaş olmayan bir aşk öyküsü. Antonius ve Kleopatra, Shakespeare'in trajedileri arasında yer alıyor çünkü bu mutsuz sonla biten trajedik bir öykü. Shakespeare zamanının yenilikçi bir yazarı olduğundan farklı janrları birbiriyle karıştırmayı sevmiş. Bu sebeple, bir trajedi öyküsü olan bu kitapta, Kleopatra, intihar etmeyi düşünürken sevince kapılıyor.
7 Haziran 2025 Cumartesi
Bir Kadının Portresi
Bir Kadının Portresi, başlarda çok söz söyleyen ama hiçbir şey anlatmayan bir kitap gibi geldi bana. Ama sonradan olaylar ilerledikçe oldukça sürükleyici bir hale büründü. Daha sonra bu kitabın başrollerinde Nicole Kidman ve John Malcovich'in olduğu bir filminin çevrildiğini hayal meyal hatırladım. 19.yy'ın sonlarında Amerika'daki kültürel yeniliklerin Avrupalıların yaşamı üzerindeki etkisini sorgulayan kitabın ana karakteri Isabel Archer. Özgürlüğüne düşkün, eski dünyanın kurallarını çok umursamayan bir kadın. Farklı bir dünyadan geldiği için çevresindeki Avrupa'lı erkekleri büyüleyen ve onları kendisine çeken bir kadın. Ama Amerika'da da hayranları var tabii ki, onun için birden fazla kez transatlantiği geçen bir talibi var. Peki bu kadın gerçekten özgür mü? Verdiği kararlar ne kadar çevresi tarafından biçimlendiriliyor? Yazar, karakterinin ne yapabileceğini görmek için ona yüklü bir miktarda para da bahşediyor. Peki bu para onu mutlu edecek mi? Yoksa başına bela mı açacak? Soruların cevabını merak ettiyseniz, bu kitabı okuyabilirsiniz. Unutmadan söyleyeyim, yazar kitabı açık uçlu bitirmiş. Sorularınızın cevabını alsanız da Isabel'in sonunda neyi seçeceği yine sizin hayal gücünüze kalmış.
Kendi Kendine MBA
Bu kitabı neden okuma listeme eklediğimi hatırlamıyorum. Belki de geri bildirimle ilgili eğitimdeki hoca önerdiği için olabilir. Okuma lis...
-
'Jane Austen, kırk iki yıllık gözden uzak ve sade yaşantısına karşın, yazdıklarıyla ingiliz edebiyat tarihinin bir kült romancısı olma...
-
Okulun düzenledigi online seminerlerden birinde dinlemiştim Şeçil Akagün Cüntay'ı ve söyledikleri bana çok mantıklı gelmişti. Konu ile...
-
Cervantes'in romanın kahramanı Don Kişot gibi garip bir hayat hikayesi var. 20'li yaşlarında bir kadın yüzünden düelloya katılan Cer...





