28 Aralık 2025 Pazar

On İkinci Gece

 

"Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü elde eder ve bazılarına da büyüklük bahşedilir."

"Doğa çoğu zaman fesatlıkları güzel duvarların ardına gizler."

Yukarıdaki dizeler Shakespeare'in bir komedya olarak sınıflandırılan On İkinci Gece kitabından. Shakespeare'in oyunlarında tekrarlanan motiflerden biri olan soytarıya bu kitapta da yer verilmiş. Bu oyun, yazarın ölümünden önce yayımlanmamış. Folio adıyla bilinen Mr. William Shakespeares Comedies, Histories and Tragedies hiç yayımlanmamış olsaydı belki de tamamen ortadan kaybolabilirdi. Kitap, bir komedya olmasına rağmen içinde küçük de olsa bir karanlık barındırır. Olivia'nın kahyası Malvolio'nun kendini beğenmiş ve bağnaz tavrı sonunda onun aşağılanmasına yol açar. Shakespeare'in diğer komedyalarında yer alan kılık değiştirme, karakterin kimliğini değiştirmesine imkan tanır. Bir gemi kazasından kurtulan Viola, genç erkekler gibi giyinir ve kitabın sonlarına doğru erkek kardeşi Antonio ile karıştırılır. 

Bir Shakespeare hayranı iseniz, okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.  

29 Kasım 2025 Cumartesi

Hayatın Mucizeleri

 

İş bankası yayınlarından yayınlanan kitabın kapağı yandaki gibi. Ama internette kısa bir araştırma yaptığımda Puslu Yayıncılığın kapağını daha çok beğendim. Kitabın özünü daha iyi anlatıyor bence. Çünkü kitabın konusu herhangi bir Meryem resmine model olan genç bir kız değil, kitabın konusu, kucağında İsa bebek olan bir Meryem resmine model olan bir genç kız, onun bebeğe olan bakış açısı, bebeğin onun geçmişi ve geleceği ile ilgili hissettirdikleri, resmi yapan ressam ve resme model olan genç kızın ilişkisi. Bu son söylediğimde romantik bir algı oluşmasın, yazar metnin içinde defalarca tekrar ediyor bunun yalnızca bir baba ve kız ilişkisi gibi olduğunu. Zweig'ın 23 yaşında yazdığı bu kitap, diğer kitapları gibi bir solukta okunup bitirilecek ve içinizde düşündürücü, garip bir his bıraktıracak.

7 Eylül 2025 Pazar

Unutma Beni Apartmanı

 

Bu kitabı sanırım Oksijen gazetesinin O2 ekinde tavsiye edildiğini görüp okuma listeme eklemiştim. Romanın beni çok fazla içine çektiğini söyleyemeyeceğim, belki de kendimi karakterle özdeşleştiremediğimdendir. Yazarın başarılı kalemi size karakterin gerçek olduğu hissini veriyor ama bana çok ters bir karakter olduğu için onu sevemedim. Kitap yoğunluklu olarak 90'larda geçiyor ve ana karakter, günümüzden o yıllara dönüş yaşarken Türkiye'de yaşanan önemli olaylara da değiniyor. Sizin de gözünüzden o yıllarda yaşanan olaylar film şeridi gibi geçiyor. Sağlıksız bir anne-kız ilişkisi ile başlayan kitap, karakterin kendi kızıyla da sağlıksız bir ilişki yaşamasıyla sonuçlanıyor. Belki de yazar, ne kadar eksiksiz bir şekilde büyütülmeye çalışılsa da, annesiz bir çocuğun hayatında onun yerinin önemi vurgulanmaya çalışıyor. Bu yazarın daha önce başka bir kitabını okumamıştım. Bundan sonra da okur muyum bilemedim. Buraya kadar yazdıklarım ilginizi çektiyse, siz belki de bu kitaba bir şans verip benim aldığımdan daha çok keyif alabilirsiniz. İyi okumalar... 

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Sufle

 

Aslı Perker'i Oksijen gazetesinin O2 ekinde kitap önerileri verirken tanıdım. Önerdikleri kitaplar benim zevklerime uyuyordu. Sonradan kendisinin de bir yazar olduğunu öğrenince, kitaplarını merak etmeye başladım. Sufle kitabını aslında bir süre önce almıştım ama okuma sırası anca geldi. Ben mi beklentilerimi çok yüksek tutmuştum bilmiyorum ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu. Üç farklı karakterin başından geçen hikayeler anlatılıyor. Üçü de farklı ülkelerde. İki kadın bir erkek. Kitabın sonuna kadar hikayelerin birleşmesini bekledim ama birleşmedi. Kitaba ismini veren üç karakterin de aldığı Sufle tarifleri kitabı da o kadar başrolde değildi. Kitabın başında karakterler bence biraz yapay tanıtılmıştı, öyle ki karakterlerin gerçek değil, bir kitabın parçası, yazarın uydurması olduğu hissediliyordu. En çok beğendiğim hikaye Lilia'nınkiydi. Başından sonuna merakla okuduğum tek hikaye. Marc'ın anlatıldığı bölüm çok yapay duruyordu, karakteri içselleştiremedim. Türk karakter Ferda ise çok sıradandı, sürekli günlük hayatımızda gördüğümüz kadınlardan biri, ilgi çekici bir yanı yoktu ve bu üç karakterin tek ortak noktası, sıkıntılı hayatlarını mutfakta tarifler deneyerek, yemekler yaparak unutmaya çalışmalarıydı. Kitap iki ana karakterin eşlerinin hastalanması ile başlıyor. Eşinin ölmesini dileyen kişinin eşi ölmezken, eşine deli gibi aşık, onsuz yaşayamayan kişinin eşi vefat ediyor. Hikaye de buradan başlıyor, hastalıklarla. Belki de bu kadar bunalım ve hastalık içinde olduğu için, belki de yemek yapmayı sevsem de mutfağa girmeye o kadar da meraklı olmadığım için kitap beni çekmedi. Hayatınız mutfakta geçiyorsa ve hastalık onun bir parçasıyla belki siz benim beğenmediğim bu kitabı beğenebilirsiniz. 

20 Temmuz 2025 Pazar

Antonius ve Kleopatra

 

Shakespeare'in Kleopatra'sı, Mina Urgan'ın önsözüyle açılıyor ve okuyucuya biraz sonra okuyacağı eser hakkında güzel bir giriş sunuyor. Bu tarihi anlatan bir eser değil, zira Shakespeare öyle bir yazar değil. Bu sadece, tarihi olaylardan esinlenilmiş, içinde savaş olmayan bir aşk öyküsü. Antonius ve Kleopatra, Shakespeare'in trajedileri arasında yer alıyor çünkü bu mutsuz sonla biten trajedik bir öykü. Shakespeare zamanının yenilikçi bir yazarı olduğundan farklı janrları birbiriyle karıştırmayı sevmiş. Bu sebeple, bir trajedi öyküsü olan bu kitapta, Kleopatra, intihar etmeyi düşünürken sevince kapılıyor. 

Ceasar, Kleopatra'nın yanında vaktini çarçur eden Antonius için şöyle diyor:
"Azarlanmayı hak eden çocuklar gibi,
Akılları ermeye başlamış olduğu halde
Edindikleri her şeyi bir anlık keyfe satan,
Akla kafa tutan çocuklar gibi."

Sevdiğim bir başka dörtlük de Tanrı'dan dilediklerimizle ilgili:
"Kendi kendimizi bilmediğimiz için,
Çok kez başımızın belasını dileriz onlardan.
Bizim iyiliğimiz için vermezler istediğimizi.
Sonunda iyi ki vermemişler deriz biz de."

Shakespeare seviyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.

 

7 Haziran 2025 Cumartesi

Bir Kadının Portresi

 

Bir Kadının Portresi, başlarda çok söz söyleyen ama hiçbir şey anlatmayan bir kitap gibi geldi bana. Ama sonradan olaylar ilerledikçe oldukça sürükleyici bir hale büründü. Daha sonra bu kitabın başrollerinde Nicole Kidman ve John Malcovich'in olduğu bir filminin çevrildiğini hayal meyal hatırladım. 19.yy'ın sonlarında Amerika'daki kültürel yeniliklerin Avrupalıların yaşamı üzerindeki etkisini sorgulayan kitabın ana karakteri Isabel Archer. Özgürlüğüne düşkün, eski dünyanın kurallarını çok umursamayan bir kadın. Farklı bir dünyadan geldiği için çevresindeki Avrupa'lı erkekleri büyüleyen ve onları kendisine çeken bir kadın. Ama Amerika'da da hayranları var tabii ki, onun için birden fazla kez transatlantiği geçen bir talibi var. Peki bu kadın gerçekten özgür mü? Verdiği kararlar ne kadar çevresi tarafından biçimlendiriliyor? Yazar, karakterinin ne yapabileceğini görmek için ona yüklü bir miktarda para da bahşediyor. Peki bu para onu mutlu edecek mi? Yoksa başına bela mı açacak? Soruların cevabını merak ettiyseniz, bu kitabı okuyabilirsiniz. Unutmadan söyleyeyim, yazar kitabı açık uçlu bitirmiş. Sorularınızın cevabını alsanız da Isabel'in sonunda neyi seçeceği yine sizin hayal gücünüze kalmış. 

1 Haziran 2025 Pazar

Ses ve Öfke

Ses ve Öfke çok ilginç bir roman. 1929 yılında yayınlanmış bu kitabın yazarı Nobel ödüllü William Faulkner. Kitabı, online yaratıcı yazarlık eğitimi aldığım Murat Gülsoy'un önerisi üzerine okudum. Bilinç akışı tekniğinin çok başarılı bir örneği, ki bu tekniği hem okumak hem de yazmak oldukça zor. Kitap, dört farklı kişinin ağzında yazılmış. Anlatılanlar da aynı zaman diliminde geçmiyor. Okumaya başladığımda sanki buğulu bir resim görür gibiydim. Yani hikayenin tamamını aynı anda görüyorsunuz çünkü bir paragraf bir zaman diliminde geçerken bir sonraki paragraf başka bir zaman dilimine atlayabiliyor, sonraki paragraf ise yine bir önceki zaman dilimine dönüyor. Yazar, ilk başta okuyucunun bu atlamaları anlamayacağını düşünerek, yayımcısına aynı zaman diliminde geçen cümleleri aynı renkte basmayı önermiş fakat bu önerisi reddedilmiş. Onun yerine zaman değiştiğinde sizi italik karakterler karşılıyor. Bu kitap köklü bir ailenin dağılma hikayesi. İlk bölüm, ailenin zihinsel engelli oğlu Benji tarafından anlatılıyor. İlk başlarda okumakta zorlansam da alıştıktan ve kitabı bitirdikten sonra en keyif aldığım bölümün Benji'ninki olduğunu düşündüm. Diğer bölümleri okudukça Benji'nin anlattığı resim gitgide daha net bir hale geliyor. Luster'ın tiyatro bileti için çeyrekliğini arayışı okuyucuyu baya oyalıyor ama kitabın üçüncü bölümünde tiyatronun önemi ortaya çıkıyor. İkinci bölüme geçince depresif bir havayla karşılaşıyorsunuz çünkü anlaşılıyor ki ailenin bir diğer oğlu olan Quentin'in kız kardeşi Candace ile ensest bir ilişkisi var. Halbuki Quentin en gözde oğul, onun Harvard'da okuması için aile bir tarla satılmış ve şuanda o tarlada bir golf sahası var. Luster'ın bulduğu golf topu da burada yine hikayeye bağlanıyor. Quentin'in anlattığı hikaye diğerlerine göre 18 yıl öncesinde geçiyor. Sonraki bölümde, bir diğer oğul olan çakal Jason'ın anlattığı pasajlarda bunun sebebini anlıyorsunuz. Burada bir Quentin daha çıkıyor karşınıza ama bu sefer genç bir kız. Bu kim diye düşünüp kafanız karışırken sonradan anlıyorsunuz kim olduğunu. Son bölüm ise daha anlaşılır çünkü bütün hikayeye hakim bir anlatıcı tarafından okuyucuya aktarılıyor. 

Bütün bu metinde en çok ilgimi çeken pasaj şurası ki bence çağına göre çok ileride bir metin olduğunu da burada ortaya koyuyor: "Kızoğlankızlığı kadınlar değil erkekler yaratmışlardır demişti. Babam kızoğlankızlık ölüm gibidir demişti: yalnızca başkalarının içine sokulduğu bir durum ve ben demiştim ama inanmanın önemi yok ve o demişti ki İşte herhangi bir olayda da insanı üzen bu ya: yalnız kızoğlankızlık değil ki ve ben demiştim ki Niye kızoğlankızlığı bozulan ben olmuyorum da o oluyor ve babam demişti Bu yüzden bu kadar üzücü ya bu olay; hiçbir şey onu değiştirmeye değmez bile, ve Shreve, pis kadınların peşinden koşmayacak kadar akıllı olduktan sonra ve ben kızkardeşin var mıydı senin? diyorum, var mıydı?"

Okuması biraz zor ama bulmaca çözer gibi keyifli denebilir. Bu tarz kitapları severseniz okuyabilirsiniz.

 

On İkinci Gece

  "Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü elde eder ve bazılarına da büyüklük bahşedilir." "Doğa çoğu zaman fesatlıkları gü...